El-Aziz Samini - Hoşgeldiniz - El-Aziz Samini

 

 

 

-HOŞGELDİNİZ-

El-Aziz Samini
Açılış sayfası yapın Sık kullanılanlara Ekle Bize Yazın Siteyi Arkadaşına Öner

HALİT HOCA EFENDİ




HOCAEFENDİNİN 2. SENEİ DEVRİYESİ TALİP HOCANIN DUASI


VİDEOLAR
HOCAEFENDİNİN 1. SENE ANMA PROGRAMINDA
 TALİP DARTAY HOCAMIZIN HATİM DUASI
http://youtu.be/3Ycra-moX3M


HOCAEFENDİNİN VEFATININ 1. SENE ANMA PROGRAMI  http://youtu.be/WYMQ5Q6zFj8


TALİP- HOCAEFENDİ  http://youtu.be/yT29bqkm5bU

HOCAEFENDİ   http://youtu.be/M8aRrNEm-K8
HALİD ÇAKMAK  http://youtu.be/7wgowg1vPuQ
HALİD HOCA EFENDİ 1  http://youtu.be/qA_fq9kOoNA
ELAZIG IN MANEVİ DİNAMİKLERİ  http://youtu.be/JlGqmbF3faI
HALİD HOCA EFENDİ 2    http://youtu.be/cBv3uwyj9uU

Hatme halit hoca efendi  http://youtu.be/oog7hx_pII8

Halit hoca efendi3  http://youtu.be/shdy0E-sX 

HALİT HOCAFEDİNİN CENAZE GÖRÜNTÜSÜ http://youtu.be/f7LNBXSJmEs

HALİT HOCAEFENDİDEN DERLEMELER
http://youtu.be/1p98Yt1uCis

Elazıg eski müftülerden Hacı Ömer BİLGİNOGLU
 http://youtu.be/GGuC21zjFxA

İçerik

 

Duyurular

Şu an bu bloğun içeriği yok.

Üyelik

Kullanıcı Adı

Şifre

Üye Değilseniz? Hemen Tıklayın.

Toplam Ziyaret

Şu ana kadar
466456
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Şubat 2007

On-Line Durum

Şu an sitede, 5 ziyaretçi bulunuyor

Kötülük Fıtratımızla Uyumlu Değil


 “Hz Peygamber “kişi günah işlediğinde kalbinde siyah bir leke meydana gelir. Tevbe ve istiğfar ile temizlenmezse kara lekeler çoğalarak kalbi kaplayıncaya kadar istila eder” buyurmaktadır. Hata insan fıtratıyla uyumlu değildir, patolojidir ve iyileştirilmesi gerekir. İnsanın fıtratıyla uyumlu olmayan hal ve hareketler kişi üzerinde negatif bir etki bırakır. Hatada ısrar etmek, kişinin ruh sağlığında aşınmalara neden olur. Yani hatalarımız dünyevi ve uhveri hayatımıza büyük zararlar getirir. O yüzden Rabbimiz fıtratımızla uyumlu olmayan davranışları haram kapsamına alarak bizi korumaktadır.

Müslüman hata yapar fakat hatada ısrar etmez, etmemelidir. Bu konuda en güçlü kılavuz, kişinin inandığı din ve bundan beslenen vicdanıdır. Vicdanın gecesi gündüzü yoktur, sorumlu bir asker gibi dinamik ve kuvvetlidir. Hataya yaklaştığımız anda harekete geçer ve gönderdiği sinyallerle bizi uyarmaya çalışır. Fakat vicdanın da enerjiye ihtiyacı vardır. Nitekim sesi kısılan vicdan, donuklaşır ve artık tepki veremez hale gelir. Kötülüğü karakter haline getirenlerin içinde düştüğü durum budur.

Kötülük insanın fıtratı ile uyumlu olmadığından kişide olumsuz duygulara yol açar. Bazı kimseler vicdanın sesine kulak verip geri adım atarken bazıları hatalarını kör nefisleri ile uyumlu hale getirir ve kötülükte ısrar ederler. Kötülük bu kimselerin karakteri haline gelir ve artık geri dönmeleri pek mümkün değildir. Kötülüğe eğilimliyiz fakat iyiliği tercih etme gücüne de sahibiz. Bunun için hayata iman penceresinden bakmalı ve olayları iman gözlüğü ile görebilmeliyiz. Bunun tek tedavisi budur.





MANEVİ ÇÖKÜŞÜN SORUMLUSU ACABA BİZMİYİZ

1 : KENDİLERİNİ RADİKAL MÜSLÜMAN GÖREN CAMİLERİ MESCİDİ DIRAR YAPAN ANNE BABALARINI TEKFİR EDENLER
2 : ILIMLI İSLAM DİYE İSLAMA EN BÜYÜK ZARAR VERENLER
3 : TÜM KURUM İDARECİLERİNİN NAMAZ KILANLARDAN OLDUGU HALDE SESSİZ KALMALARIMI...
4 : CAMİLER OLARAK ÇOCUKLARIMIZA NE VEREBİLDİK

SORUMLU BİZİZ BİZLER KAFAMIZI TOPRAGA GÖMMÜŞ BİRBİRİMİZLE UGRAŞIRKEN DIŞARDAKİLER GENÇLERİMİZİ ZEHİRLEDİLER BU VEBAL HEPİMİZE YETER EY İDARECİLERİMİZ NAMAZLA OLMUYOR AMELLE OLUR BU İŞLER

Devamını Gör
Elaziğ CAMİİ ve Kur'an KURSU Dernekleri Federasyonu'nun fotoğrafı.






Aydınların Kırılmaları

Tanzimat’tan beri bizde bir aydın sorunu var. Bu, daha çok kendilerini güçlü karşısında ya küçük ya yenilmiş görmeleri, ya da tam teslim olmaları söz konusu. Bir de Batı düşüncesine iman etmiş olanlar var. İkinci bir kanat da milletin üzerine abanmış olan tembelliği, ataleti, sinmişliği üzerinden atmak için yeni ve canlı bir hamlede bulunan ve çabalayanlar var. Bu iki boyutlu durum ciddi bir gerilim ve çatışma oluşturuyor.

Batıcılar Batı’nın önerdiği, ya da içinde geliştirdiği yeni şeylere ciddi anlamda kapılıyorlar. Bu da bölünmeler getiriyor. Aslında aynı ruhtan beslenen bu kesimler zaman içinde bir birbirlerine hasım kesiliyorlar. Bu daha ileri bir boyuta varıyor bir savaşa dönüşüyor. Kavramsal bölünmeler ciddi anlamda sanki birer fikir hareketiymiş algısına dönüşüyor.

Faşizm Batı ruhunun bir oluşu. Komünizm, kapitalizm, liberalizm, sağ, sol, muhafazakârlık kavramlarının tamamı birbirinden doğmadırlar. Birbirine alternatif gibidirler. Oysa onlar iç içe olan, birbirinden bağımsız düşünülemeyen şeyler. Faşizmi onlardan asla ayrı düşünemiyoruz. Hatta ileri geri kavramları da bu düzlemde ele alınmalıdırlar.

Sosyal demokratlar, liberaller ciddi anlamda antifaşist gibidirler. Kaldı ki soy kırımı da, insanları ezmeyi de Batı ruhundan doğruyor. Faşizmin bir dönem en belirgin olduğu iki ülke Almanya ile İtalya. Bunların bizim medeniyetimiz ve ruhumuz ile bir ilgisi yok. Komünizm’in etkili olduğu ülkeler de Batı’ya ait. Rusya’nın Polonya, Çek Cumhuriyeti veya Balkanlardaki ülkeler üzerine olan abanmaları ve kıyımları da unutulmuş değil. Şu sıralar özellikle abede emperyalizminin insanlığın üzerine abandığı bir dönmede alabildiğine bir insanlık kıyımı var.

Batıcılar Müslümanları kendi kavramları üzerinde yargılıyorlar. Müslümanlar da bu tuzaklara düşüyorlar. Kendilerini kendi ruhlarına, uygarlıklarına göre konumlandırmıyorlar. Eğer kendilerini onların bu kavramlarından sıyırırlarsa o zaman nereye ait olduklarını anlarlar.

Biz Müslüman’ız, batının kavramlarıyla kendimizi bir yere konumlandırmayız. Müslümanlığın kendine özgü bir ruhu var. İnsanı değer vermesi de farklıdır. Kimi kültürler gibi kendini kavmen üstün saymaz. Üstünlük ancak Allah’ın belirlediği ölçülere uygunluk iledir. İyi ve güzel davranış bir yaşama biçimidir. Bu Allah’a olan ibadetlere, kurallara olan uygunluk ile de ölçülür. Çünkü Allah’ın belirlemiş olduğu yol istikameti üzere olmak da bizi Batı düşüncesi izleğinde olmayı gerekli ve zorunlu kılmaz.

Müslüman aydınların sorunu da kendilerini bu gibi kavramlar içinde görüyor olmaları.

Darbeler, ülkemiz aydınları üzerinden geçince ciddi kırılmalar oluyor. Bu hemen hemen bütün darbeler için geçerli. Sol aydınların 1960 darbesi sonrasındaki çıkışları 1980 darbesinde son buldu. Üzerlerinden bir silindir geçti. Sonra da faaliyet alanları da daraldı. Sağ kesimin ciddi anlamda bir çıkışları olmadı. Sağın iktidara gelişinden beri bir rehavet içindedirler. Muhalif olma gibi bir durumları olmadı. Kendilerini geliştirme gibi çabaları da görülmedi. Milliyetçi sağın sanat edebiyat ve düşünce alanındaki kısırlıklarına bu anlamda bakılabilir.

Müslüman aydınlar ise üstad Necip Fazıl ile üstad Sezai Karakoç sonrasında ciddi bir çıkışları oldu. Sanat, kültür, edebiyat alanında önemli bir yer edinildi. 28 Şubat ciddi bir sorun oldu. Sonrasındaki iktidar dönemi ise tam bir rehavet getirdi. Düşünce ve kültürde iktidar olunamadığı gibi iktidarın olanaklarından yararlanma adına ideallerinden asıl ruhlarından uzaklaştılar. Çok az sayıda aydın düşünce ve ruh çizgisini sürdürüyor. Diriliş edebiyatı ve düşüncesi eksenli çıkış saffiyetini koruyor. Gelecek ancak bunun üzerine kurulabilir.













Fütüvvet Ahlakı Ahîlik Teşkilatı


MÜSLÜMANLAR iş, ticaret, çalışma, iktisat, sanayi, finans faaliyetlerini ve hayatını mutlaka İslama, Kur’ana, Sünnete, Şeriata, büyüklerin islamî uygulamalarına uygun ve mutabık hale getirmekle mükelleftir=yükümlüdür. Bunu yapmazlarsa gerçek Müslüman, gerçek dindar olamazlar, dünyayı İslama göre tanzim ve imar edemezler.

Ticaret ve iş ile ilgili faaliyetler Dinin, Kitabullahın, Sünnetin ve Şeriatin, tasavvufun=dinî ahlakın kontrolünden çıkarsa; sapıklıkların, azgınlıkların, zulümlerin, haksızlıkların önüne geçilemez ve sonunda Müslüman toplum dejenere olur ve batar.

İman etmiş olacak, namazını kılacak, orucunu tutacak ama ticaretinde ve işinde Şeriatin hükümlerini, kurallarını, adab ve erkanını uygulamayacak bir Müslüman düşünülemez. İslam bir bütündür ve hayatın her safhasında ve vechesinde onun emirleri, yasakları, hükümleri uygulanmalı, öğütlerine riayet edilmelidir.

Hiçbir Müslüman tacirin, sanayicinin vahşi kapitalizm ve ibahacı (her şeyi mubah gören) liberalizm yollarında yürümesi caiz değildir.

Ecdadımız eskiden iş ve ticaret hayatını âhilik teşkilatı, Fütüvvet ahlakı ile tanzim ediyordu.

Zorla, devlet terörüyle Batılılaştırma ile birlikte bu kurumlar ve kültür yıkılmış, sonunda Türkiye Müslümanları kaos ve anarşi içine düşmüştür.

Artık ülkemizde, yüzde yüz olmasa da din, inanç, inandığı gibi yaşamak hürriyeti var. Müslümanlar inançlarından, görüşlerinden dolayı ezilmiyor, ağır ceza mahkemelerinde yargılanıp zindanlara atılmıyor. Bu hürriyeti ganimet bilerek eski ahîlik teşkilatını, Fütüvvet Ahlakını bugünün şartlarına ve kontekstine göre canlandırmalıyız.

Üniter bir Ümmet yapısı olmadığı için maalesef bu hizmet yapılamıyor.

Âhiliği ve Fütüvvet ahlakını canlandırmak için yeterli medenî İslam kültürüne sahip olmak gerekir. Bu iş camilere hoparlör koyup avaz avaz 100 küsur desibel bağırtmaya, şadırvanlardan şar şar sular akıtmaya, camilere paralı hela yapmaya benzemez. İşin ilmini bilmek, kültürüne vakıf medenî ve vasıflı Müslümanlar olmak gerekir.

Müslümanlar fütüvvet ahlakına sahip olmazsa, fütüvveti hayata uygulamazsa bugünkü rezaletleri, istismarları, soygunları, dolandırıcılıkları, üç kağıtçılıkları, kokuşmayı, pislikleri önlemek mümkün değildir.

Çok basit yazacağım. Fütüvvet ne demektir?

1. Fütüvvet ahlakına sahip bir börekçiye gidiyorsunuz, börek yiyorsunuz. Tadı damağınızda kalacaktır. Fütüvvetli olmayanlar böyle nefis börek yapamayacaktır. Hem lezzetli, hem de uygun fiyatlı. Dükkandaki hizmet de harika.

2. İş ve ticaret hayatına fütüvvet ahlakı ve zihniyeti hakim olursa, cuma ezanı okununca bütün dükkanlar ve işyerleri kapanır ve herkes camiye gider.

3. Patronlar, işverenler şefkatli baba, çalışanlar hürmet eden evlat olur.

4. İşten, ticaretten, sanayiden para kazanıp zengin olanlar azmaz, kudurmaz, dağıtmaz, mütevazı ve iffetli bir hayat sürer.

5. Faizcilik, tefecilik ortadan kalkar.

6. Sabah siftah yapan dükkan sahibi, ikinci müşteriyi, henüz siftah yapmamış komşusuna gönderir.

7. Haram yenmez.

8. Haram rantçılık yapılmaz.

9. İhalelere fesat karıştırılmaz.

10.  Zekat Kur’ana, Sünnete, Şeriata, fıkha uygun olarak verilir. Hiçbir miskin ve fakir yardımsız kalmaz, perişan olmaz.

11.  Gelirlerin bir kısmıyla sadaka verilir, hayır hasenat yapılır.

12.  Toplumdaki azgınlıkların, fuhşiyyatın büyük kısmı önlenir; ahlak fazilet iffet hakim olur.

13.  Fütüvvet ahlakına göre faaliyet gösteren işyerleri birer mektep ve tekke olur, oralarda vasıflı Müslüman yetişir.

14.  İş, çalışma hayatına uhuvvet-i islamiye hakim olur. Fabrikada işçilere ne yemek çıkıyorsa, fütüvvetli patron da aynı yemekleri yer. İşçiler ve personel türlü, bulgur pilavı, sütlaç yerken patron hazretleri mayonezli lüfer, trüflü pilav, zeytinyağlı enginar, dondurmalı ve frambuazlı çîzkek yemez.





BEREKETLİ,HAYIRLI ÜÇ AYLAR CAMİLERİMİZİN ŞENLENMESİNE VESİLE OLDU RABBİM BU ÜÇ AYLARIN HÜRMETİNE BİRBİRİMİZİ SEVMEYİ,ARAMAIZDAKİ AYRILIKLARI GİDERMEYİ,KARDEŞLİGİMİZİ PEKİŞTİRMEYİ RABBİM NASİB EDE CUMANIZ MÜBAREK OLSUN
FEDERASYON BAŞKANI
AYHAN ŞİMŞEK

Elaziğ CAMİİ ve Kur'an KURSU Dernekleri Federasyonu'nun fotoğrafı.
Elaziğ CAMİİ ve Kur'an KURSU Dernekleri Federasyonu'nun fotoğrafı.
Elaziğ CAMİİ ve Kur'an KURSU Dernekleri Federasyonu'nun fotoğrafı.
Elaziğ CAMİİ ve Kur'an KURSU Dernekleri Federasyonu'nun fotoğrafı.








Sanal Kapılar

“Geçtiğimiz hafta apartmanda tamirat vardı, elektriklerimiz kesildi, iki gün karanlıkta kaldık. Hayatımız felç oldu, her şeyini kaybetmiş bir yoksula dönüştük.

Annem misafirlerini aradı ve çay saatini iptal etti.

Babam sık sık evi arayıp işlerinin aksadığından şikâyet etmeye başladı. Ben ise odama kapandım ve ödevlerimi nasıl yapacağım diye düşünmeye başladım. Annem elektriksiz geçen çocukluk günlerini anlatmaya başladı. Ama o da bizim gibi teknoloji ile birlikte yaşamaya alışmıştı, bu saatten sonra eski günlere dönemeyeceğini itiraf ediyordu…”

(Melda Y)

Hayatımız teknolojiye endekslenmiş. Cep telefonumuz, bilgisayarımız, televizyonumuz ve gündelik hayatta kullandığımız araçlardan uzaklaştığımızda, kendimize yabancılaşıyor ve ne yapacağımızı bilemez hale geliyoruz.

Geçtiğimiz gün bir davete katılmıştım, hanımlar yemekten sonra cep telefonlarını ya da tabletlerini alıp sanal dünyaya doğru yol almaya başladılar.

Uzun süredir birbirlerini görmeyen bu insanlar, sadece yemek saatinde hal hatır sorup üç beş kelam etmekle yetindiler. Yaşamın diğer yüzünde teknoloji ve buradan açılan sanal kapılar vardı. Aynı ortamda bir araya gelen, aynı sofraya oturan hanımlar, duygusal olarak birbirlerinden uzaklaşıyor ve ortama yabancılaşıyorlardı.

Bir haftalığına cep telefonunu evinde bırakıp kullanmamaya karar veren bir genç, duygularını anlatırken, “her şeyimi kaybetmiş gibi oldum” demişti. Teknoloji hayatımızı kolaylaştıran büyük bir imkân.

Fakat biz insanlar, arkadaşlarımızla, eşimizle, çocuklarımızla, yakınlarımızla geçireceğimiz vakitleri ve buradan elde edeceğimiz doyumu, bu araçlardan sağlamaya kalktığımızda her şey değişiyor. İşte o zaman sorunlar başlıyor.

Çünkü kullandığımız araçlar hiçbir zaman bir yakınımızın yerini tutmuyor. Bunun da ötesinde bizi bağımlı kılarak ruhlarımızı çölleştiriyor. Ama yine de bu araçlardan vazgeçemiyoruz.



 

Kim gelip girse bu gün Sâminî gülzârina
Bir kademde vâsil olur her kisi dildârina

Bir nefesde mürde dil bulur hayât-i câvidân
Sâminî enfâs-i kudsîden erer hem yârina

Âlem-i mânâda sâh olmak dilersen tâlibâ
Gel bugün ver varligin Sâminî'nin vârina

Hem gönül âyinesin derd-i sivâdan pâk kil
Er huzûr-i hazrete yanma bu furkat nârina

Âlem-i kudse erismek ister isen Bedriyâ
Sidk ile gel bende ol gir Sâminî bâzârina.

İmam Efendi Hz.

 
 

 

 

Anket

Şu an bu bloğun içeriği yok.

GÜNÜN AYETİ



Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri kendilerinden evvel yıkıma uğratmış olmamız, hala onları doğru yola iletip yöneltmedi mi? Elbette, bunda ayetler vardır; yine de işitmiyorlar mı?

Secde Suresi / 26. Ayet



Ey Benim iman eden kullarım ! Benim arzım geniştir, o halde Bana ibadet edin, her nefis ölümü tadacak, sonra döndürülüp bize getirileceksiniz ve iman edip salih ameller yapmış olanlar, elbette onları cennetin altlarından ırmaklar akan yüksek köşlerine yerleştireceğiz, o halde ki oarda ebedi olarak kalacaklar ! ne güzeldir mükâfatı o iş görenlerin.

ANKEBUT SURESİ AYET 56_57_58

GÜNÜN HADİSİ




Medine'de birgün Efendimiz (s.a.v) bir grup sahabi ile birlikte otururken karşıdan, yamalı elbisesiyle Mus'ab b. Umeyr (r.a) göründü. Efendimiz (s.a.v) onun Mekke'deki gösterişli halini hatırlayıp ağladı ve sonra şöyle buyurdu: Gün gelip sabah bir elbise, akşam bir elbise giyseniz, evlerinizi Ka'be'yi süslediğiniz gibi süsleseniz, haliniz nice olur?" yanında bulunan sahabîler, "O gün, dediler, biz bugünümüzden çok daha iyi oluruz. Çünkü hayat külfetimiz karşılanmış olacak, biz de ibâdete daha çok vakit ayıracağız."

"Hayır! buyurdu, bilakis siz bugün o günden daha iyisinizdir." (Tirmizî, "Kıyamet", 36)





 Resulullah (s.a.a): “Evet, Allah’a andolsun ki, bunlar olacaktır. Ya Selman! O zaman ümmetimin zenginleri gezi, orta hallileri ticaret, fakirleri ise gösteriş için hacca gidecekler. İşte o zaman bir grup insan, Kur’an’ı Allah’tan gayrisi için öğrenecekler, veled’üz-zinalar çoğalacak, Kur’an’la teğanni edilecek, dünya için birbirlerine düşman olacaklar.”


Günün Sözü


Döndüm sana Yâ Müsîeân, doğru kapînâ gelmişem:
Lütfün dilerim El'aman, doğru kapına gelmişem.

Geldim kapînâ bir garip, derd-î dil'e Sen'sin tabib,
Reddeyleme Sen Yâ Mücib, doğru kapına gelmişem.

Bir bende'yim gayet zelil, rûy'im siyah ve hem hecîl
Şah Nakşibertdimdir delîl, doğru kapînâ gelmişem.

Derd-i dii'e sensin deva, dil hastasına ver şifa,
Yarab, bihakk-i Mustafa, doğru kapına gelmişim.

Yandım ilâhî el aman, nâr-i firak'a ben yanam,
Kârımdürür ah-û figan, doğru kapına gelmişim.

Çektim siva'dan ben elî, buldum sana doğru yolu
Münkir bana desün, deli... doğru kapına gelmişim.


Çektim bu denlhu firkati, bahşet ilâhi vuslatı
Yarab, habibin hürmeti, doğru kapına gelmişem.

Bedri gedayım ben zelil, kılmış beni cürmün alil
Rahm'it bana sen ya Celil, Doğru kapına gelmişem.


Hafız Osman Bedrettin

 

Tüm Hakları Saklıdır © 2007 - Bu Sitenin Tüm Sorumluluğu Aydın ŞİMŞEK\'e aittir.