El-Aziz Samini - Hoşgeldiniz - El-Aziz Samini

 

 

 

-HOŞGELDİNİZ-

El-Aziz Samini
Açılış sayfası yapın Sık kullanılanlara Ekle Bize Yazın Siteyi Arkadaşına Öner

HALİT HOCA EFENDİ


HOCAEFENDİNİN 2. SENEİ DEVRİYESİ TALİP HOCANIN DUASI


VİDEOLAR
HOCAEFENDİNİN 1. SENE ANMA PROGRAMINDA
 TALİP DARTAY HOCAMIZIN HATİM DUASI
http://youtu.be/3Ycra-moX3M


HOCAEFENDİNİN VEFATININ 1. SENE ANMA PROGRAMI  http://youtu.be/WYMQ5Q6zFj8


TALİP- HOCAEFENDİ  http://youtu.be/yT29bqkm5bU

HOCAEFENDİ   http://youtu.be/M8aRrNEm-K8
HALİD ÇAKMAK  http://youtu.be/7wgowg1vPuQ
HALİD HOCA EFENDİ 1  http://youtu.be/qA_fq9kOoNA
ELAZIG IN MANEVİ DİNAMİKLERİ  http://youtu.be/JlGqmbF3faI
HALİD HOCA EFENDİ 2    http://youtu.be/cBv3uwyj9uU

Hatme halit hoca efendi  http://youtu.be/oog7hx_pII8

Halit hoca efendi3  http://youtu.be/shdy0E-sX 

HALİT HOCAFEDİNİN CENAZE GÖRÜNTÜSÜ http://youtu.be/f7LNBXSJmEs

HALİT HOCAEFENDİDEN DERLEMELER
http://youtu.be/1p98Yt1uCis

Elazıg eski müftülerden Hacı Ömer BİLGİNOGLU
 http://youtu.be/GGuC21zjFxA

İçerik

 

Duyurular

Şu an bu bloğun içeriği yok.

Üyelik

Kullanıcı Adı

Şifre

Üye Değilseniz? Hemen Tıklayın.

Toplam Ziyaret

Şu ana kadar
448935
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Şubat 2007

On-Line Durum

Şu an sitede, 8 ziyaretçi bulunuyor


Tedbir sizden takdir Allahtan


Muhterem Müslümanlar!
Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de, “Bütün itiyat tedbirlerini alın...” (Nisa Suresi, ayet: 71) buyurmaktadır.
Allah-u Teâla bizleri, tedbirli olmamız konusunda uyarıyor.
Tedbirli olmak, dinimizin emridir. Tedbir her işin sonunda olabilecek bütün ihtimalleri düşünerek en hayırlısını seçmektir.
“İhya-u Ulumid-Din” adlı kitapta Gazali, “Tedbir gibi akıl, güzel huy gibi asalet olamaz. Tedbirli olmak, geçimin yarısıdır” diyor.
Güzel işler, en güzel tedbirlerden meydana gelir. Akıllı insanın görevi de bu olmalıdır. Aklın kıymeti bu yolla anlaşılır.
Tedbir konusunda Mevlana’nın şu sözü ne kadar manidardır. Diyor ki: “Ey dikkat ve itina eden kimse! Köpeğin önüne bir lokma ekmek atacak olsan önce koklar sonra yer. Köpek burnu ile koklar. Biz de her şeyi aklımızla koklarız.”
Muhterem Müslümanlar!
En güzel tedbir, yapılacak işin sonunu düşünmektir. Peygamber Efendimiz, “Bir işi yapmak istediğin zaman sonunu düşün. Hayırlı ise yap. Şerli ise yapma...” (Muhtaru’l-Ehadis: 9) buyurmaktadır. İnsan daima tedbirli olacaktır. Söylediği sözün nereye varacağını hesaplayarak konuşacaktır. Ağzından çıkan kelimelerin kimleri inciteceğini, kimlere yarayacağını düşünerek konuşacaktır.
Muhterem Müslümanlar!
İnsan, tedbiri nispetinde tehlikelerden uzak olur. Birçok kazaların başında tedbirsizlik vardır. Hastalıklar da zamanında tedbir alınmamasından yayılır, çoğalır.
Tedbir bizden takdir Allah’tandır.
Atalarımız ne güzel söylemişler: Tedbirde kusuru olan takdire bahane bulur. Kur’an-ı Kerim’de konuyla ilgili dikkatimizi çeken çok beyanlar vardır. Bunlardan biri de şudur: Yakup (A.S.) oğullarının Mısır’a toplu halde girmeleri halinde nazar olacakları endişesiyle onlara ayrı kapılardan girmelerini emretmişti:
“Oğullarım! Hepiniz bir kapıdan girmeyin, Ayrı ayrı kapılardan girin” (Yusuf Suresi, ayet: 67) demişti.
Çünkü Yakup’un oğulları birbirinden güzel, güçlü ve cazibeliydiler. Onları görenler haset ederler, nazar olabilirdi.
Bu nedenle Yakup (A.S.) tedbirini alıyordu. Çocukların ayrı kapılardan girerek dikkat çekmemelerini istiyordu.
Muhterem Müslümanlar!
İnsan tedbiri sayesinde huzurlu bir hayat geçirir. Derede abdest almaya hazırlanan adam,
Nasreddin Hoca’ya sorar: Hocam, abdest alırken yüzümü ne tarafa döneyim.
Hoca hiç düşünmeden cevabı yapıştırmış: Pabuçlarının olduğu yöne dön.
Ne güzel hazır cevap.
Düşündürücü, güldürücü, tedbir öğretici bir cevap. 
Müslüman, bütün tedbirlerini alarak işini sağlama bağlar. Bu ne güzel bir haslettir.









Annenin Dramı

Gece geç vakit telefonum çaldı. Aile yakınlarımdan biri arıyor olabilir diye düşündüm ve baktım. Bir hanım ağlayarak şunları anlattı: “On sekiz yaşındaki kızımı yatılı bir okula verdim. Ben ailemin maddi yetersizliğinden dolayı, eğitim hayatıma devam edememiştim. O yüzden çocuklarımın okumalarını çok arzu ettim. Kızım eğitimci olmak istiyordu, baba da ben de bu konuda onu destekliyorduk. Geçen yılı sorunsuz şekilde atlattık. Ama bu yıl kızımda gördüğüm bazı şeyler bende kuşku uyandırmaya başladı. Hafta sonları eve geldiğinde sürekli bir kız arkadaşından bahsediyor ve onu telefonla arıyor, geç vakte kadar konuşuyordu. Baba bir şey olmaz arkadaşıdır görüşsün diyordu ama kızımı tanıyordum, bunun sıradan bir arkadaşlık olmadığını fark etmiştim. Geçtiğimiz hafta sıkıştırdım, sorunun ne olursa olsun sana yardımcı olacağım ama bir şeylerin üzerini örttüğünün farkındayım dedim. Bunun üzerine kızım kendini açtı ve iki yıldır kendi cinsinden birine yani kız arkadaşına ilgi duyduğunu onun da buna kayıtsız kalmadığını ve arkadaşlıklarının devam ettiğini, gerekirse yurtdışına gidip evlenebileceklerini” söyledi. Duyduklarıma inanamadım, başım karıncalanmaya başladı kendimi zor tutuyordum fakat ona söz vermiştim. O yüzden öfkemi yuttum ve belli etmeden banyoya gidip sessizce ağladım. Bu tür insanları televizyonlarda gördüğümde, merak eder ve çok uzağımda görürdüm. Ama insanın başına her şey gelebiliyor. Bu sorunu geç kalmadan çözüme götürmek istiyorum, fakat bu konuda ne kadar yol kat edebilirim hiç bilmiyorum…”Sağlıklı bir cinsel kimlik oluşturamayan gençler, eşcinselliğe eğilim göstererek bir başka sorunun odak noktası haline geliyorlar. Eşcinselliğin özgürlükle ilişkilendirilmesi, çocukların ve gençlerin müstehcen görüntülere maruz kalmaları, eşcinsel kimliğine vurgu yaparak ekranlarda boy gösteren kişilerin özendirici söylemleri gençleri ve çocukları fazlasıyla etkiliyor. Geleneksel kültürden parçalar taşıyan toplumumuzda özel meseleler sır olarak kaldığından bizler her şeyin güllük gülistanlık olduğunu zannediyoruz. Olayın arka planına baktığımızda ise bu tür rahatsızlıkların fazlasıyla arttığına ve bu çocukların iki kimlik arasında bocalayarak dışlanmış bir hayat yaşamak durumunda kaldıklarına şahit oluyoruz. Zira geleneksel dokusunu kısmen de olsa koruyan toplumumuz, bu sorunu gerek fıtrata aykırı olması bakımından gerek el âlem ne der düşüncesi eli kabul etmiyor ve tepkisini her şekilde ortaya koyuyor. Eşcinsellerin ekserisi bunun fıtri olduğunu belirtseler de, yapılan araştırmalar pek azının fıtri (hünsa) olduğunu eşcinselliğin ise bir rahatsızlık olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtiyorlar. Ailelerin çocuklarını dışlamak yerine erken davranıp bu rahatsızlığın tedavisi için ellerinden geleni yapmaları gerekir. Geç kaldıkları takdirde, çocuklarını geri kazanmak mümkün olmayabilir: 1- Anne baba küçük yaştan itibaren çocuğun cinsiyetine uygun giyinmesi ve davranması noktasında yönlendirici olmalıdır. 2- Çocuğun cinsellikle ilgili sorduğu sorulara, yaşı ve gelişim süreci göz önünde bulundurularak merak duygusunu giderecek şekilde kısa cevaplar verilmelidir. 3- Ergenlik dönemi çocuğun cinsel kimliğinin tam olarak şekillendiği bir süreçtir, bu dönem anne babanın gençle paylaşım içinde olması ve seçtiği arkadaşlara dikkat edilmesi gerekir. 4- Çocuk 3-4 yaşlarına geldiğinde cinsiyeti ile uyumlu olmayan giysilere eğilim gösteriyor ve bu doğrultuda davranıyorsa anne baba soruna geç kalmadan müdahale etmelidirler. 5- Anne kızına baba oğluna rol model olmalıdır. 6- Anne baba çocuklarında, ergenlik döneminde ortaya çıkan cinsel karmaşayı çözüme götürmek için genci ikna etmeli psikolojik yardım almasını sağlamalıdırlar.









Bu zihnî karmaşada sağlıklı düşünülebilinir mi?

Müslümanların içinde düştüğü bu vahim durumun hiçbir izahı yok. Karmaşa ötesi kaotik bir durum. Hemen her şey tersyüz durumda. Böyle bir ortamda sağlıklı düşünmenin imkânı yok, olmayacak da.
Müslümanlar kendilerini ilgilendirmeyen sığınakların peşinde. Bu, bütün kesimler için geçerli. Partilerinden cemaatlerine, sivil toplum kurumlarına kadar ekser çoğunluk için geçerli.
Türkiye sınırları içinde yaşananlara baktığımızda hiç de sağlıklı olmayan bir ortamın hayata egemen. Hangi kavramla neyi, nasıl ve kiminle tartışıp konuşacaksınız. Müslümansınız, İslâmî bir hayat yaşadığınız iddiasında olacaksınız size zulüm edildiğine inandığınız ve haklı sandığınızı düşündüğünüzde kendinizi Batı’nın kapılarına atacaksınız. O Batı ki size hiçbir zaman ve asla yâr olmayandır. Batı demokrasisine, özgürlüğüne, haklarına, hümanizmine, adaletine sığınıyor ve güveniyorsunuz. Batı dört bir yandan bütün kurum, kavram ve güçleriyle Müslümanların üzerine abandığı bir dönemde bunu yapıyorsunuz. Özgürlük diyorsunuz Batı tutsaklığına koşuyorsunuz.
Müslüman olarak hak ve özgürlükleri sana asla hak ve özgürlük tanımayan seni ancak kendisi için köle olarak kullanabileceği bir sınırda tutanlara koşuyorsun. Medyanı ve kendi canını kurtarma adına Batı demokrasisinin ve hoşgörüsünün kurtarıcılığında bir yer arıyorsun. Partini kurtarma adına oraya koşuyorsun, gazeteni kurtarmak için koşuyorsun, cemaatini kurtarmak için koşuyorsun. Batı’nın kapılarında kurtuluş arıyorsun. Oysa onlar Müslümanların ruh köklerini bile ortada kaldırma çabası içindedirler. Kendi demokrasileriyle seni kuşatarak, seni kendi içinde eriterek yok etme derdinde.
Altmış yılı aşkın bir zamandır AB kapılarının sürüngeni olmuş olan bu ülkenin içler acısı durumu kavranılamıyor. Ve hâlâ onlardan medet ve umut dileniliyor. Onlar gibi olmadıkça ve onlara dönüşmedikçe o kapıdan girmeye izin verilmeyen bir durumun olduğu da kabullenilemiyor. Bitmez tükenmez boş bir umut ile oralarda gezinilip duruluyor.
Müslümanların özgürlük ve yaşama alanları giderek daraltıldığı ve giderek artık bunun kesin bir kural olduğu bile kabullenilmiyor.
Kendimizi Batılı efendilere şikâyet ediyoruz. Kurtarıcımıza yalvarır gibi yalvarıyoruz. Başımıza belâ olanlardan kurtulmak için onlara sığınıyoruz.
Kendimiz neyiz, niçin varız, ne yapmak istiyoruz belli değil.
İslâm’ı hayatın dışına çıkarmaya çalışanlarla birlikte olma paradoksudur bu. İslâm’sız bir İslâm oluşturanlara koşuluyor. Devletini elinden almış olanlara koşuluyor. Kendi demokrasi kurallarıyla esir kendisini tutsak edenlere koşuluyor. Üzerine bomba yağdıranlara koşuluyor. Kendisini kukla gibi kullananlara koşuluyor.
Böyle bir ortamda da taraf olunması bekleniyor. Kimden ve neden yana olunacak bu bile belli değil ve bilinmiyor.
Özgürlüğümüzü ve huzurumuzu ancak kendimizde aramadıkça asla huzur bulamayız. Coğrafyamızda, kendi insanımızla, oyunlara gelmeden, tuzaklara düşmeden.
İslâm milletinin uyanışını sağlayarak küçükten büyüğe doğru hızlı bir akış gerekiyor. Umutsuzluğa ve bezginliğe kapılmadan. Çünkü atacağımız her sağlıklı adım bizi bize götürür. İslâm milletine medeniyet bilincinin aşılanması gerekir. Kültürel her değer bizim için önemli. Onların yeniden yaşatılması, diriltilmesi önceliğimiz olmalı. Edebiyatımız, sanatımız, kültürümüz, şiirimiz, dergilerimiz, gazetelerimiz, bültenlerimiz, kitaplarımız, yazılarımız ihlas ile olmalı. Samimi, art niyetsiz, çıkar duygusuz olursa olabilir ancak.
Müslümanların savrulduğu bu zamanda kardeşlik bilinciyle ümmet olma bilinciyle var olmak zorundayız. Yapılacak tek şey budur. Çok okumalı, çok düşünmeli ve çok çok çalışmalıyız. Zaman çok değerlidir bir anımız dahi boş geçmemeli.























Bunları Bilen Ol Bilmeyen Olma
1. Kâinatı, mevcudatı, bütün alemleri ve seni yaratan Allahü Teala ile aranı düzelt. Onun senden razı olması için gerekeni yap.
2. Sahih bir imana sahip ol.
3. Beş vakit namazı güzelce kıl.
4. Zekatını Allahın emr ettiği gibi dosdoğru ver. Paranı din sömürücülerine kaptırmadan sadaka ver, hayır hasenat yap.
5. Ramazan orucunu tut.
6. En büyük düşmanın olan nefs-i emmâren ile cihad et.
7. Kesinlikle haram olan faizi alma, verme, yeme.
8. Dünya fânidir, aldanma, kanma, tuzaklarına düşme.
9. Mütevazı ve alçakgönüllü ol, sakın gururlu ve kibirli olma, belanı bulursun.
10. Tağutları, Deccalları, kezzabları, Nemrudları, Firavunları, Hamanları sevme, onlara buğz et.
11. İsraf etme, lükse ve aşırı tüketime kaçma, saçıp savurma.
12. Faydalı, zarurî ilimleri öğren, cahil kalma, âlim ol.
13. Ya faydalı ilim öğrenen ol, ya öğreten ol, üçüncüsü olma.
14. Ümmet birliği içinde ol, Ümmet dışında olma.
15. Boynunda İmam’a biat ve itaat bağı olsun.
16. Açıkça, açıkta, küstahça büyük günah işleme, fasık-ı mütecahir olma.
17. Zinadan ve göz zinasından uzak dur.
18. Haram yeme, haram para ve gelirler ateştir, yakar.
19. Müslümanları, onlardaki iman dolayısıyla sev, sakın onlara düşmanlık etme.
20. Beddua etme, hayır ve ıslah duası et.
21. Kendini beğenme, kendini beğenmek Firavun ahlakıdır.
22. Sakın doyduktan sonra yeme, müsriflerden olursun. Kur’an müsrifler için “Onları şeytanın kardeşleridir” buyuruyor.
23. Yeryüzünde fesat ve fitne çıkaranlardan olma, sen ıslah edici ol.
24. Söylediğin her söz doğru olsun. Hiç yanlış, eğri laf etme ve yazma.
25. Erkek Müslümansan karılaşma, karıysan erkekleşme.
26. Ümmet içinde ihtilaf zuhur ederse, sen Sêvad-ı Âzam dairesi içinde ol.
27. Çocuklarını imanlı, bilgili, ilmihalini bilir, namazını kılar, ahlaklı ve faziletli, güçlü ve vasıflı Müslüman olarak yetiştir.
28. Peygamber aleyhisssalatü ve vesselamın yolundan, izinden, Sünnetinden ayrılma.
29. Ezelde Allah ile yaptığın ahd ü misaka sadık ol ve sadık kal.
30. İslamın, Kur’anın, Sünnetin, Şeriatın ve İslam ahlakının dışındaki her şeyin sapıklık ve heder olduğunu çok iyi bil.
31. Feminizm şeytanî bir ideolojidir, ondan uzak dur.
32. Dünyevîleşme sakın, belanı bulur, mahv olursun.
33. Allaha karşı ihlaslı, yaratıklara karşı adaletli ve insaflı ol.
34. Büyüklerimize hürmet et, küçüklerimize merhametli ve şefkatli ol.
35. Kalp ile emr-i mâruf ve nehy-i münker etmek farzdır, bunu iyi bil.
36. Hüsn-i hâtime (ömrünün ölümüne iman ile bitişmesi) konusunda tir tir titre.
37. Ebedî saadet, kurtuluş, necat, felah için gerekli vesilelere yapış.
38. Cömert ol, cimrilikten uzak dur, cimrilik küfre yakındır.
39. Halkın günahlarını araştırıp öğrenme, onları teşhir ve rezil etme.
40. Başkanlığa talip olma. Olursan işin çok zorlaşır, çık sıkıntı çekersin.
41. Nimetleri israf etme, onlara hor bakma, ekmeği çöpe atma, sonra mahrum kalırsın.
42. Şükr ve hamd edenlerden ol, küfran-ı nimette bulunan nankörlerden olma.
43. Ölmeden önce uyan, sonra çok pişman olursun.
44. Rabbin kim, Nebin kim, kitabın kim, Dinin ne, Şeriatın ne, Ümmetin ne sorularının cevaplarını iyi öğren, imtihan için çalış.
45. Mü’min ol, Müslim ol, Muvahhid ol, âbid ol, sâlih ol, sâdık ol, mücahid fi sebilillah ol, musalli ol, zekat ve sadaka veren ol, sabırlı ol, sebatlı ol, azimli ol, üstteki veren el ol, bilen ol, âqil ol, firasetli ol, uyanık ol, şuurlu ol, vicdanlı ol, doğru ve dürüst ol, maruf ile emr ve münkerden nehy eden ol…
























Kafirden Dost Olmaz!

Ümmetin bugünkü parçalanmış, perişan, zelil, yenik hale düşmesinin ana sebeplerinden biri de, içimizdeki bazılarının, İslam düşmanı kafirleri dost ve velî edinmesidir.
Allahü Teala Kur’an-ı azimüşşanda çok açık olarak bizleri kafirleri dost ve velî edinmekten men’ ediyor, bu mevzuda öğüt veriyor.
Resul-i Kibriya, aleyhi ekmelüttahaya Efendimiz uyarıyor.
İslamı bizden iyi bilen ve iyi anlamış olan büyüklerimiz, râsih ulema uyarıyor.
Maalesef içimizdeki birtakım beyinsizler, mü’minleri bırakıp kafirleri dost ve velî ediniyor.
Din bilgisi ve din kültürü yeterli olmayan Müslümanların bir kısmını da kandırıyorlar.
İslam, Tevhid, Kur’an, Resulullah, Şeriat düşmanı kafirleri dost ve velî edinenlerin burunları pislikten kurtulmaz.
Mü’minlerin dostları mü’minlerdir.
Sâlih Müslüman kardeşine cephe alıp da kafirleri ve münafıkları bağırlarına basanların yüreklerinde maraz vardır.
Kafirler İslamın hak din olduğunu kabul etmiyor, (hâşâ) batıl ve uydurma bir dindir diyor.
Onlar Tevhid inancını kabul etmiyor.
Onlar Kur’anın Allah kelamı ve hak Kitab olduğunu kabul etmiyor.
Onlar Resulullahın hak peygamber olduğunu inkar ediyor.
Onlar İslam Şeriatini reddediyor.
Ve sonra birtakım sözde Müslümanlar onlarla kardeşlik, dostluk yapıyor, yularlarını onların eline veriyor.
Onlar benim hak dinimi kabul etmiyor da ben niçin onların muharref batıl dinlerini kabul edecekmişim.
Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü buysa başınızda paralansın!
Kafirlerin eşeddleri ve ehvenleri olabilir ama neticede onların hepsi kafirdir.
Kafirin az iyisi, daha iyisi olmaz.
Küfre az, orta, eskisinden daha iyi diyenler mantık ve akıl fukarasıdır.
Kafir ne demektir? Örten, gözleyen, inkar eden demektir? Neyi? İlahî gerçekleri…
Bizim onlara karşı birinci vazifemiz İslamı tebliğ etmek, kendilerini hakka davet etmektir.
Bu, onlara yapabileceğimiz en büyük iyilik ve hizmettir.
Bu hizmet ve davet ilimle, irfanla, kültürle, medeniyetle, güzellikle, anlayacakları dil ile ve Allah rızası için ihlasla yapılmalıdır. Cahillikle, kabalıkla, hoyratlıkla, kırıcılıkla davet olmaz. Davete, irşada evet, Diyaloğa hayır.
Biz mü’minlerin, Allah ile dost olmayanlarla, Allahın kendilerinden razı olmadığı kimse ve toplumlarla dost olmaya hakkımız yoktur. Allah buna izin vermiyor.
Bize düşmanlık etmeyenlerle, bizimle iyi geçinenlerle biz de iyi geçiniriz ama dost olamayız.
Kafirlerle dost olur, onları velî edinirsek ne olur?
Şu halimize bakın… İşte böyle olur. İki yakamız bir araya gelmez… Zillet ve esaret içinde kalırız, yenilgiden yenilgiye koşarız..
Allahım içimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme…

 (İkinci yazı)
Sonunuz Kötü Olur

Zina, riba, yüksek bina…
Lüks, israf, sefahat=beyinsizlik…
Namazı bırakıp şehvetlerine uyanlar…
Haram rantlar, haram gelirler, haram zenginlikler…
Haram komisyonlar…
Mü’min kardeşlerine düşmanlık edenler…
Ehl-i Tevhid’i ve Ehl-i Kıble’yi kolayca tekfir edenler…
Meşreblerini din haline getirenler…
Dünyevileşenler…
Sahte dindarlar, yarı mühtediler…
Ümmet olmamakta, birleşmemekte inat edenler…
Boyunlarında biat ve itaat bağı olmayanlar…
Dinleri para, kıbleleri karı olanlar…
Nemrudlar, Firavunlar, Hamanlar, Şeddad’lar…
Deccalların, kezzabların peşinden gidenler…
Dıştan Müslüman görünüp Tâğut’a hizmet edenler.
Rant-horlar, Haram-horlar…
Kur’an deyip, Kur’anın emirlerini yapmayan, yasaklarından kaçmayanlar…
Seher vakitlerinde leşler gibi uyuyanlar…
Kendilerini lâ yuhti ve lâ yüs’el sanan gafiller…
Fâsıklar, fâcirler, âsiler…
Gıybetçiler, yalancılar, müfteriler, tecessüs edenler…
Kafir ve müşriklere yumuşak ve şefkatli, mü’minlere sert ve yavuz olanlar…
Şu yalan dünyayı Cennete çevirmeye çalışanlar…
Bozuk düzenlerin haram, necis, kirli, kara gelirlerine ve menfaatlerine saldıranlar…
Dünkü sahte mücahidler…
Bugünkü müteahhitler…
Tevbe edip doğru yola girmez, haram kazanç ve servetlerinizi tasfiye etmezseniz sizleri korkunç bir akıbet bekliyor.
Bizi kimse uyarmamış, haberdar etmemişti diyemeyesiniz diye yazdım bu satırları…








ELAZIGIMIZIN GURURU OLAN HAFIZLARIMIZIN YETİŞTİRİLMESİNDE EMEGİ GEÇEN ELAZIĞ MÜFTÜMÜZ PEYAMİ GÜNGÖR'E HARPUT KUR'AN KURSU İDARECİ VE ÖGRETMENLERİNE EMEGİ GEÇEN TÜM HAYIR SAHİPLERİNE ŞÜKRANLARIMIZI ARZ EDER HAFIZLARIMIZI CANI GÖNÜLDEN KUTLARIZ RABBİM KUR'AN LA AMEL EDMEYİ HEPİMİZE NASİB EDSİN (5 fotoğraf)
Elaziğ CAMİİ ve Kur'an KURSU Dernekleri Federasyonu'nun fotoğrafı.
Elaziğ CAMİİ ve Kur'an KURSU Dernekleri Federasyonu'nun fotoğrafı.
Elaziğ CAMİİ ve Kur'an KURSU Dernekleri Federasyonu'nun fotoğrafı.
Elaziğ CAMİİ ve Kur'an KURSU Dernekleri Federasyonu'nun fotoğrafı.
2.377 kişiye erişildi
Gönderiyi Öne Çıkar









VALİMİZ ÖMER FARUK KOÇAK'A İADEİ ZİYARETTE BULUNDUK VALİMİZE ELAZIĞ'IN MANEVİ SORUNLARI HAKKINDA BİR SUNUM YAPTIK BİZİ SABIRLA DİNLEDİ,DİNLEDİKTEN SONRA KENDİSİNİN 2 YILDIR HAZIRLATTIGI 22.000 AİLE'NİN ADRESİ NEYE İHTİYAÇ DUYDUGU,ÇOK ACİL ...İHTİYAÇLI,EVİNİN DAMI AKIYOR,BUZDOLABI YOK,İŞE GİREMEDİGİ TAKDİRDE ÇOCUKLARININ HIRSIZLIGA,KAPKAÇÇILIGA DÜŞECEGİ TAM AYRINTILI BİR ŞEKİLDE BİLGİSAYARA YÜKLENMİŞ BİR TIKLAMAYLA KİMİN NE İHTİYACI VARSA ÇIKIYOR VALİ BEY KONUŞTUKÇA BİZİM YAPMAMIZ GEREKENLERİ BİZE DERS VERİR GİBİ ELAZIĞDA 1500 CAMİ GÖREVLİSİ VAR BUNLAR HER 10 AİLEYLE İLGİLENSE ONLARIN SIKINTILARIYLA,DERTLERİYLE DERTLENSE O İNSANLAR HEM CAMİYE KARŞI SEVGİ MUHABBETLERİ ARTAR VE ZENGİN FAKİRİN KAYNAŞMASINI SAGLAR MADDİ YARDIMIDA VALİLİK ÇOGUNU KARŞILAYACAGINIDA BELİTTİLER.BİZ VALİMİZLE DEVLETİN MERHAMET YÜZÜNÜ GÖRDÜK ŞAHŞIM OLARAK VALİ BEYE EVVELDEN BAKIŞ TARZIMLA ŞİMDİKİ BAKIŞ TARZIM ÇOK DEGİŞTİ VALİMİZE BU HİZMETİNDEN DOLAYI ŞÜKRANLARIMIZI ARZ EDERİZ Devamını Gör
(5 fotoğraf)
Elaziğ CAMİİ ve Kur'an KURSU Dernekleri Federasyonu'nun fotoğrafı.
Elaziğ CAMİİ ve Kur'an KURSU Dernekleri Federasyonu'nun fotoğrafı.
Elaziğ CAMİİ ve Kur'an KURSU Dernekleri Federasyonu'nun fotoğrafı.
Elaziğ CAMİİ ve Kur'an KURSU Dernekleri Federasyonu'nun fotoğrafı.



 

Kim gelip girse bu gün Sâminî gülzârina
Bir kademde vâsil olur her kisi dildârina

Bir nefesde mürde dil bulur hayât-i câvidân
Sâminî enfâs-i kudsîden erer hem yârina

Âlem-i mânâda sâh olmak dilersen tâlibâ
Gel bugün ver varligin Sâminî'nin vârina

Hem gönül âyinesin derd-i sivâdan pâk kil
Er huzûr-i hazrete yanma bu furkat nârina

Âlem-i kudse erismek ister isen Bedriyâ
Sidk ile gel bende ol gir Sâminî bâzârina.

İmam Efendi Hz.

 
 

 

 


Anket

Şu an bu bloğun içeriği yok.

GÜNÜN AYETİ



Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri kendilerinden evvel yıkıma uğratmış olmamız, hala onları doğru yola iletip yöneltmedi mi? Elbette, bunda ayetler vardır; yine de işitmiyorlar mı?

Secde Suresi / 26. Ayet



Ey Benim iman eden kullarım ! Benim arzım geniştir, o halde Bana ibadet edin, her nefis ölümü tadacak, sonra döndürülüp bize getirileceksiniz ve iman edip salih ameller yapmış olanlar, elbette onları cennetin altlarından ırmaklar akan yüksek köşlerine yerleştireceğiz, o halde ki oarda ebedi olarak kalacaklar ! ne güzeldir mükâfatı o iş görenlerin.

ANKEBUT SURESİ AYET 56_57_58

GÜNÜN HADİSİ




Medine'de birgün Efendimiz (s.a.v) bir grup sahabi ile birlikte otururken karşıdan, yamalı elbisesiyle Mus'ab b. Umeyr (r.a) göründü. Efendimiz (s.a.v) onun Mekke'deki gösterişli halini hatırlayıp ağladı ve sonra şöyle buyurdu: Gün gelip sabah bir elbise, akşam bir elbise giyseniz, evlerinizi Ka'be'yi süslediğiniz gibi süsleseniz, haliniz nice olur?" yanında bulunan sahabîler, "O gün, dediler, biz bugünümüzden çok daha iyi oluruz. Çünkü hayat külfetimiz karşılanmış olacak, biz de ibâdete daha çok vakit ayıracağız."

"Hayır! buyurdu, bilakis siz bugün o günden daha iyisinizdir." (Tirmizî, "Kıyamet", 36)





 Resulullah (s.a.a): “Evet, Allah’a andolsun ki, bunlar olacaktır. Ya Selman! O zaman ümmetimin zenginleri gezi, orta hallileri ticaret, fakirleri ise gösteriş için hacca gidecekler. İşte o zaman bir grup insan, Kur’an’ı Allah’tan gayrisi için öğrenecekler, veled’üz-zinalar çoğalacak, Kur’an’la teğanni edilecek, dünya için birbirlerine düşman olacaklar.”


Günün Sözü


Döndüm sana Yâ Müsîeân, doğru kapînâ gelmişem:
Lütfün dilerim El'aman, doğru kapına gelmişem.

Geldim kapînâ bir garip, derd-î dil'e Sen'sin tabib,
Reddeyleme Sen Yâ Mücib, doğru kapına gelmişem.

Bir bende'yim gayet zelil, rûy'im siyah ve hem hecîl
Şah Nakşibertdimdir delîl, doğru kapînâ gelmişem.

Derd-i dii'e sensin deva, dil hastasına ver şifa,
Yarab, bihakk-i Mustafa, doğru kapına gelmişim.

Yandım ilâhî el aman, nâr-i firak'a ben yanam,
Kârımdürür ah-û figan, doğru kapına gelmişim.

Çektim siva'dan ben elî, buldum sana doğru yolu
Münkir bana desün, deli... doğru kapına gelmişim.


Çektim bu denlhu firkati, bahşet ilâhi vuslatı
Yarab, habibin hürmeti, doğru kapına gelmişem.

Bedri gedayım ben zelil, kılmış beni cürmün alil
Rahm'it bana sen ya Celil, Doğru kapına gelmişem.


Hafız Osman Bedrettin

 

Tüm Hakları Saklıdır © 2007 - Bu Sitenin Tüm Sorumluluğu Aydın ŞİMŞEK\'e aittir.