El-Aziz Samini - Hoşgeldiniz - El-Aziz Samini

 

 

 

-HOŞGELDİNİZ-

El-Aziz Samini
Açılış sayfası yapın Sık kullanılanlara Ekle Bize Yazın Siteyi Arkadaşına Öner

HALİT HOCA EFENDİ



VİDEOLAR
HOCAEFENDİNİN 1. SENE ANMA PROGRAMINDA
 TALİP DARTAY HOCAMIZIN HATİM DUASI
http://youtu.be/3Ycra-moX3M


HOCAEFENDİNİN VEFATININ 1. SENE ANMA PROGRAMI  http://youtu.be/WYMQ5Q6zFj8


TALİP- HOCAEFENDİ  http://youtu.be/yT29bqkm5bU

HOCAEFENDİ   http://youtu.be/M8aRrNEm-K8
HALİD ÇAKMAK  http://youtu.be/7wgowg1vPuQ
HALİD HOCA EFENDİ 1  http://youtu.be/qA_fq9kOoNA
ELAZIG IN MANEVİ DİNAMİKLERİ  http://youtu.be/JlGqmbF3faI
HALİD HOCA EFENDİ 2    http://youtu.be/cBv3uwyj9uU

Hatme halit hoca efendi  http://youtu.be/oog7hx_pII8

Halit hoca efendi3  http://youtu.be/shdy0E-sX 

HALİT HOCAFEDİNİN CENAZE GÖRÜNTÜSÜ http://youtu.be/f7LNBXSJmEs

HALİT HOCAEFENDİDEN DERLEMELER
http://youtu.be/1p98Yt1uCis

Elazıg eski müftülerden Hacı Ömer BİLGİNOGLU
 http://youtu.be/GGuC21zjFxA

İçerik

 

Duyurular

Şu an bu bloğun içeriği yok.

Üyelik

Kullanıcı Adı

Şifre

Üye Değilseniz? Hemen Tıklayın.

Toplam Ziyaret

Şu ana kadar
441243
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Şubat 2007

On-Line Durum

Şu an sitede, 1 ziyaretçi bulunuyor








ELAZIGIMIZIN MANEVİ ÖNDERLERİNDE HALİD HOCAEFENDİNİN HİCRİ 2, SENEİ DEVRESİNİ ANMA PROGRAMINA TÜM ELAZIGIMIZ DAVETLİDİR. SEVENLERİNİN BUNU PAYLAŞMASINI İSTİYORUZKİ GÜZEL BİR KAYNAŞMAYA VESİLE OLALIM
Fotoğraf: ELAZIGIMIZIN MANEVİ ÖNDERLERİNDE HALİD HOCAEFENDİNİN HİCRİ 2, SENEİ DEVRESİNİ ANMA PROGRAMINA TÜM ELAZIGIMIZ DAVETLİDİR. SEVENLERİNİN BUNU PAYLAŞMASINI İSTİYORUZKİ GÜZEL BİR KAYNAŞMAYA VESİLE OLALIM









İşin Başı Adam Olmaktır
Müslüman Gençler!...
İleride hayata atılınca geçiminizi sağlamak, para kazanmak için elbette bir mesleğiniz, işiniz olacaktır ama bunun benim nazarımda kıymeti yoktur. Allah herkesin rızkını veriyor.
Bu fakirin gözünde önemli olan sizin adam olmanız ve İslam’a memlekete halka insanlığa hizmet etmenizdir.
Peynir ekmek yemeniz veya tarhana çorbası, bulgur pilavı ve erik hoşafı ile karnınızı doyurmanız hiç önemli değildir. Önemli olan, işe yarar, dişe dokunur hizmetler etmenizdir.
Hiç hizmet edemiyor ama her gün kuyu kebabı, iskender kebabı, enginar, künefe yiyor. Ne yapayım ben böyle yiyici (âkil) bir Müslümanı.
Ticaretin en önemlisi, en güzeli Allah ile yapılandır. Dine hizmet… Mâlî (parayla yapılan) hizmetler… Hayır hasenat… İyi ve güçlü Müslümanlar yetiştirmek için yapılan eğitim hizmetleri… (Bugünkü Kemalist eğitimi kasd etmiyorum, İslami eğitimden bahs ediyorum)…
Gençler!... Eğer anneleriniz, babalarınız, velileriniz sizleri ileride çok para kazanacak, çok yiyecek, lüks hayat sürecek, lüks meskenlerde ikamet edecek, lüks ve israflı otolara binecek kimseler olarak yetiştirmek istiyorlarsa vah size, yazık size…
Mânen yücelmek istiyorsanız Allahın yeryüzünde şahitleri, Resulullahın (Salat ve selam olsun) sadık dostları olarak yetişmelisiniz.
Aksi takdirde harcanacaksınız.
Liselerde okuyan gençlere, dışarıdan alternatif eğitim alarak çok kültürlü olmalarını tavsiye ederim.
Üniversiteli gençlere da tavsiyem aynıdır.
Fuzulî Divanını okuyabilecek derecede mükemmel edebî yazılı Türkçe öğrenin.
Tarih kültürünüz olsun.
Bir Müslümanın Osmanlıcayı iyi bilmemesi, onun iyi bir okur yazar olmadığını gösterir.
Sanat kültürüne sahip olmalısınız.
İstanbul Osmanlı edep, terbiye, görgü ve nezaketi…
Her Müslüman genç küçük bir beyefendi olmalıdır.
Kızlarımız, küçük hanımefendiler…
Öyle incelmelisiniz ki, yerine göre ve anlayana ben yerine bendeniz, evim yerine fakirhanem, sizin eviniz yerine devlethaneniz diyebilmelisiniz.
İleride çok para kazanıp çok lüks yaşasanız bile sizde ilim, irfan, edeb, adab-ı muaşeret (görgü), nezaket, mürüvvet, fütüvvet, kerem, cud ve seha olmazsa adam olmamış olacaksınız.
Adam olamamak, kendiniz için, memleket için, din için, millet için ne büyük facia!
Adam olmak için gereken bütün sebep ve vesilelere yapışalım.
Cenab-ı Hak yardımcımız olsun!









Batılılar Akın Akın  Müslüman Oluyor
İnternette /Avrupada Amerikada ihtida edenler, İslamı seçenler/ kelimeleriyle (İngilizce, Fransızca Almanca) arayınız. Karşınıza bir Müslümanı çok mutlu eden resimler ve beyanlar çıkacaktır.
İslam kadınları eziyor diyorlar ya, başlarını örten, hattâ burkaya giren Batı kadınlarının nasıl Müslüman olduklarını anlatan hikayelerini okuyunuz.
Ateist profesörlerin… Büyük ilim adamlarının… Sporcuların… ABD’nin Sudan büyükelçisinin… Hattâ sinema sanatkarlarının hidayetleriyle (Doğru yolu bulup Müslüman olmalarıyla) ilgili videoları seyr ediniz.
Evet Batı dünyasında yüz binlerce insan İslama koşuyor.
Eskiden ihtidalar münferit idi, şimdi kütlevî olmuştur.
92 yaşındaki Belçikalı ihtiyar hanımın nasıl Müslüman olduğunu mutlaka okuyunuz. (Arabistan onu hacca çağırdı… 92 yaşında ebedî saadetini kurtardı ve bir müddet sonra vefat etti, Allah rahmet eylesin.)
On dört yaşındaki çocukların nasıl Müslüman olduklarını okuyunuz.
Müslüman olanların bazısının ana babası, ailesi bu değişimi tabiî karşılıyormuş ama bazısı da onları dışlıyormuş.
Avrupa Hıristiyanları ve ateistleri şaşkınlık içinde. Nasıl olur da, düne kadar plajlarda mayo ile denize giren Marianne Müslüman olur ve tesettüre girer.
Afganistanda gazetecilik yaparken Talibanın güçlerine esir düşen ve bilahare Müslüman olan, başını örten İngiliz gazeteci Yvonne Ridley’in macerasını mutlaka okumalısınız. (Taliban prisoner converts to Islam)
İhtida edenlerin çoğu namaza başlıyor, İslamı yaşıyor.
Nereden nereye… Âhir zamanda şahit olduğumuz bu ihtida vak’aları İslam hak din olduğunun sayısız delillerinden biridir.
Resulullah Efendimizin (Salat ve selam olsun ona) devam eden ve Kıyamete kadar devam edecek olan mucizeleridir.
İsmini vermek istemiyorum, Avrupa veliahdlarından biri de Müslüman olmuştur.
Nice Katolik papazı, Protestan pastörü, Yahudi hahamı da Müslüman olmuştur.
Madalyonun arka tarafından sosyolojik Müslüman iken Hıristiyanlığa geçen birkaç bedbaht vardır. Onlar, Müslüman olanların binde biri bile değildir.
İslam dünyasında bir yığın olumsuz hadise varmış, Müslümanlar paramparçaymış, Müslüman halk geri kalmışmış, 11 Eylülde New Yorkta İkiz Kuleler yıkılmışmış… Bunlar, İslamı frenleyeceğine, ihtidaları çoğaltmıştır.
Müslümanlar çok şey kaybettiler ama Batının yitirdiği iffet, cömertlik, misafirseverlik, yardımlaşma, paylaşma, dostluk, vefa, sadakat, merhamet bir kısmında hâlâ duruyor.
Materyalist, hedonist, egoist, riyakar ortamlarda yaşayan Batılılar bunları görünce İslama alaka gösteriyor, birkaç kitap okuyor, birkaç ziyaret yapıyor, bir camiye gidiyor, Müslümanların nasıl ibadet ettiklerini görüyor ve İslamı seçiyor.
Avrupada yaşayan Müslümanlar İslamı hakkıyla yaşasalar, Batı halkı daha fazla sayıda Müslüman olacak.
Dostlarımdan biri iki sene önce, İtalyaya gitti, orada Şazelî şeyhi olan yaşlı bir kontu ziyaret etti.
Fransada da çok Şazeli mühtedi var.
Avrupanın İslamlaştığını Katolikler, Yahudiler, Protestanlar, ateistler de kabul ediyor.
20025’e kalmaz, İslam nice Avrupa ülkesinde büyük bir güç haline gelir.










İslam Hem Din Hem Devlettir Hilafet Gereklidir

1. İSLAM dini ve İslam devleti ayırımı yanlıştır. Sadece İslam demek yeterlidir. Çünkü İslam hem dindir, hem devlettir.
2. İslamda din ve dünya ayırımı yoktur. İslamın hükümleri dünya işlerini de kapsar.
3. İslam laikliği kabul etmez.
4. Hüküm Allahındır.
5. İslam ulus millet sistemini kabul etmez.
6. Dünya ikiye ayrılır: Darü’l-İslam Darü’l-harb.
7. İslam dünyasının başı Müminlerin Emîridir (Emîrü’l-mü’minîn).
8. Mü’minlerin Emîri, Resulullahın (Salat ve selam olsun ona) bulunduğu çağdaki vekili, vârisi, halifesidir.
9. Halife yaksa, onun vazifesini âdil Sultan görür.
10. Âdil sultan yoksa, dine aykırı olarak masiyetle emr etmemesi şartıyla zalim sultana da itaat edilir.
11. İdeal Halife râşid, âdil, âbid, muttaqi, sâlih, dirayetli, kiyasetli bir zattır.
12. Karıncaların, arıların, sürü halinde yaşayan hayvanların bile bir reisi varken; Katoliklerin Papası, Musevîlerin Hahambaşısı, Ortodoksların Patriği, Masonların Üstad-ı Âzam’ı varken Müslümanların niçin bir İmamı, Halifesi olmayacakmış?
13. Tarih boyunca yaşamış ve değerli eserler vermiş büyük alimler, allameler, mürşidler, firasetli zatlar âhir zamanda Resulullahın sülalesinden bir Mehdi geleceğini haber veriyor.
14. Halife olmazsa İslam âlemi birleşemez, Müslümanlar esaretten ve zilletten kurtulamaz, İslam toprakları iç ve dış sömürgecilerin tasallutundan kurtarılamaz, Kur’an Sünnet Şeriat ahkamı tenfiz edilemez, can mal ırz inanç neseb güvenliği sağlanamaz.
15. Resulullah, her mü’minin, zamanındaki İmama biat etmesini emr etmiş, boynunda biat bağı olmayanların sanki cahiliyet ölümü ile ölmüş olacaklarını söylemiştir.
16. Müslümanların elit tabakası, âdil râşid firasetli dirayetli kiyasetli bir Halife seçmek ve ona biat ve itaat etmekle mükelliftir=yükümlüdür.
17. Böyle bir Halife seçilince bütün iyi niyetli Müslümanlar ona biat ve itaat etmelidir.
18. Âdil, râşid, mazbut bir Halife seçildikten ve halk ona biat ettikten sonra ikinci bir halife zuhur ederse o idam edilir.
19. Halife demokratik seçim yoluyla seçilemez.
20. Ben halife olmak istiyorum, ne olur Allah aşkına beni seçin diye yırtınan, tepinen kimse halife olamaz. İslamda başkanlığı istemek yoktur.
21. Halife Kur’ana, Sünnete, Sevad-ı Âzama uygun sahih inanç sahibi olacaktır.
22. Halife beş vakit namazı cemaatle dosdoğru kılacak ve Müslümanlara da namazı emr edecektir.
23. Halife, öyle yüksek bir insan olacaktır ki, onun faziletini düşmanları bile kabul edecektir.
24. Halife öyle âdil olacaktır ki, mağdur ve mazlum gayr-i müslimler onun idare ettiği Darü’l-islama göç etmeye can atacaktır.
25. Râşid Halifenin idare ettiği Darü’l-İslam, uluslararası temizlik, şeffaflık konusunda, 10 üzerinden 9 küsur not alarak dünya birincisi olacaktır.
26. Râşid Halife müsbet çeşitliliğe hoşgörüyle bakacaktır ama ahlaksızlığa, şeytanlığa, fıska fücura, iffetsizliğe, ribaya, zinaya kumara, her türlü sömürüye, şirke küfre nifaka, fitne ve fesada asla hürriyet ve fırsat vermeyecektir.
27. İslam devletinin gayr-i müslim tebaası din, iman, güvenli bir hayat sürme, kimlik ve kültür hürriyetine sahip olacaktır. Dünyanın çeşitli ülkelerindeki Siyonizm ve İsrail aleyhtarı Yahudilerin isteyenleri Darü’l-İslama göç edecektir.
**
Bazı çatlak sesler duymaktayız. İslamda Hilafet yoktur… Kur’an Hilafetten bahs etmiyor… Din sadece bir vicdan işidir, dünyaya karışamaz…
Bunlar, dinsizlerin ve münafıkların, Müslümanların kafalarını karıştırmak için ürettiği bâtıl görüşlerdir.
Katoliklerin Papası, Tibet Budistlerinin Dalay Laması, Masonların Üstad-Âzamı, Anglikanların Canterbury Başpiskoposu, Musevilerin Sefarad ve Eşkenaz Başhahamları olduğu gibi Müslümanların da Halifesi olacaktır. Bunun önüne kimse geçemez.
Yeter ki, bu halife Râşid, âdil, âbid, sâlih, fazıl, muttaqi, firasetli, ehliyetli, liyakatli, temiz bir zat olsun.

• (İkinci yazı)
İdam Cezası ve Âdil Hukuk

Zinanın suç olmaktan çıkartılması ölümcül bir gaflet ve yanılmadır.
Yine Ceza Kanunundan idam cezasının kaldırılması da katmerli bir gaflettir.
İdam cezası adaletin temel hükümlerindendir.
Birisi kasıtlı olarak vahşi bir şekilde adam öldürecek ve ona gereken ceza verilmeyecek.
Küçük çocuğa tecavüz edecek, sonra başını taşla ezerek öldürecek ve asılmayacak.
Bursada otobüs durağına otomobiliyle girecek, oradaki beş zavallı kadını biçerek öldürecek ve on ay sonra serbest bırakılacak.
Annesine tecavüz edecek ve sonra öldürecek.
Âdil mahkemelerde, âdil kanunlarla muhakeme edildikten sonra bir katilin idam edilmesinden daha tabiî bir şey olamaz.
Kur’anda “Sizin için kısasta hayat vardır” buyrulmaktadır.
Cana can, dişe diş…
İdam cezası vahşi imiş… Hayır, asıl vahşilik bir ülkede tavuk gibi insan boğazlanmasıdır.
Kanun her ülkede var. Önemli olan kanunların, hukukun, yargılamanın âdil olmasıdır.
Azılı, vahşi, acımasız suçlulara gereken âdil cezaları vermeyen bir hukuk ve yargı sistemi ülkenin ve devletin batmasına yol açar.
Ceza hukukun birinci vazifesi, suçlu adaylarını korkutmak ve suçları önlemektir.
Bizde ne böyle bir korkutma ve önleme var, ne de suç işlendikten sonra âdil bir cezalandırma.
Âdil ve müessir=etkili bir hukuka sahip ülkede güvenlik ve iç barış olur. Çünkü orada kimse suç işleme cesaretine sahip olamaz.
Hırsızlık asgarî=en az seviyeye iner.
Adam öldürmeğe yeltenen kişi bir tür intihar edeceğini bilir ve vaz geçer.
Bir ülkede dev adalet sarayları (Avrupanın en büyük adalet sarayı!), sayısız dev cezaevleri, bir ordu kadar hakim, savcı, avukat varsa, bilin ki o ülkede adalet yoktur.
Âdil bir ülkede mahkemeler işsiz, mahpushaneler ıssız olur.
Davaların yıllarca sürüp uzaması adaletsizliktir.
Hakkını aramak, kendini savunmak için vasıflı avukatlara büyük paralar ödenmesi adaletsizliktir.
Tekrar ediyorum:
Zinayı suç kabul etmeyen bir İslam ülkesi batmaya mahkumdur.
Kısasta sizin için hayat vardır ayetini inkar eden kimse dinden çıkar, mürted olur.
Adalet, âdil hukuk, âdil muhakeme İslam dininin temellerindendir. Adaletin olmadığı yerde İslam kemaliyle yoktur.
Her Müslüman:
Zinanın suç ve günah olduğuna,
Zani ve zaniyelerin âdil şekilde cezalandırılmaları gerektiğine,
Kısasta bizim için hayat olduğuna,
Gerektiğinde bir katilin ve caninin idamının hak olduğuna,
Ceza kanunun suçları önleyici olması gerektiğine,
Suçlular âdil şekilde cezalandırılmadığı takdirde toplumun çökeceğine inanmalıdır.






























Fotoğraf: ELAZIĞ BÖLGE CAMİSİNDE CUMARTESİ ÖGLE NAMAZINDAN SONRA ÇİGKÖFTE VE AYRAN ZİYAFETİ HİCRİ YENİ YILI BÖLGE CAMİSİNDE  GEÇİRELİM

25 EKİM CUMARTESİ GÜNÜ HİCRİ YENİ YIL MÜNASEBETİ İLE ELAZIĞ BÖLGE CAMİMİZDE ÖGLE NAMAZINI MÜTAKİP PROGRAM YAPILACAK PROGRAMDAN SONRA ÇİGKÖFTE VE AYRAN İKRAMI YAPILACAKTIR TÜM ELAZIGIMIZ DAVETLİDİR
FEDERASYON BAŞKANI
AYHAN ŞİMŞEK






Fitne Fesat Bitmez Artarak Devam Eder


Okmeydanı vakıf arazisiydi. Bu arazi yağmalandı. Vakıf kutsaldır, dokunulamaz. Dokunulur, yağma edilirse netice böyle olur. Ne olmuş? Orada bir gün bile huzur yok, sükunet yok, âsâyiş yok. Fitneler fesatlar birbirini kovalıyor. Bu kötü durumdan kurtuluş yok mu? Olmaz olur mu var. Ne yapmak lazım? Okmeydanı arazisini yeniden vakıf haline getirmek… Başka çare yok mu? Yok.
Ayasofya camii vakıftı. Fatih Sultan Mehmed, vakfiyenin sonunda, vakfı bozacaklar için lanet ve beddua ediyor. Bu beddua ve lanet bütün Türkiyeyi kapsıyor. Ayasofya müze olarak kaldıkça bundan kurtulmak mümkün değil. Peki çare ne? O ulu mâbedi tekrar cami haline getirmek, minarelerinde ezan okutmak ve vakfiyedeki bütün şartları hayata geçirmek.
Ayasofyanın bahçesinde bir medrese vardı. Yıktılar. Onun laneti de Türkiyenin üzerindedir.
Başka lanetler, beddualar var mıdır? Vardır, hem de sayılamayacak kadar çoktur.
Otuzlu yıllarda on binden fazla cami, mescid, tekke, medrese, vakıf binası satılmış… kiraya verilmiş… yıkılmış… gayesi dışında kullanılmıştır. Onların lanetleri.
Bu memlekete huzur gelmesi için bu kötülüklerin telafi edilmesi gerekir.
İslam vakıflarının ihlal edildiği bir ülkede huzur olmaz, rahat olmaz, barış olmaz.
Bugünkü kötülükler, eski vakıfların ihyasıyla büsbütün düzelecek mi?.. Öyle bir şey söylemedim. Daha telafi edilmesi gereken çok kötülükler, zulümler, münkerler vardır.
Zina meselesi vardır.
Gırtlağa kadar batmış olduğumuz riba meselesi vardır.
Devletin TC vesikalarıyla KDV’li, polis korumalı yasal seks köleliği vardır.
Ecdadımız İstanbul camilerinde Mesnevî dersleri verilmesi için vakıflar kurmuştu? Nerede o vakıflar, nerede Mesnevî dersleri?
Nerede, içlerinde namaz kılınan, zikrullah yapılan, iyi Müslüman yetiştirilen binlerce tekke, zaviye, dergah?
Çokbilmiş basiretsizin biri, efendi sen neler sayıklıyorsun, bugün olup bitenlerle o söylediklerinin ne alakası var diyebilir.
Kesinlikle alakası vardır. Görmek, anlamak, idrak etmek gerekir.
Bütün kötülüklerin acısı çıkacaktır.
Hiçbir ah yerde kalmaz.
İslama, Kur’ana, Sünnete, Şeriat’a, ahlak-ı islamiyeye aykırı bütün zulümlerin cezası çekilecektir.
Âşikare, açıkça, açıkta, küstahça işlenen bütün kebair (büyük günahlar) uğursuzluk, azab, felaket, tokat, sille, musibet getirir.
Ben kötülük yapmıyorum… Böyle söylemekle sorumluluktan ve vebalden kurtulamazsın.
Hem kötülük yapmayacaksın, hem de kötülüklerle elinden geldiği kadar mücadele edeceksin.
İskilipli Âtıf efendi… Asılarak şehid edilen Babaeski müftüsü… İstiklal Mahkemesi kararıyla ipe çekilen Erzurumlu Şalcı Bacı… Menemende şehid edilen Erbilli Esad efendi… Mecliste Hilafeti savunduğu için Topal Osmana boğdurtulan Trabzon mebusu Ali Şükrü bey… Böyle binlerce, on binlerce mazlumun ve şehidin isimlerini göreceksin…
Evet, gözlerini âsümana kaldır da orada sana ötelerden gönderilmiş mektupları oku. O mektuplarda dosdoğru iman et… Namazı dosdoğru kıl… Kur’anın yap dediklerini yap, yapma dediklerini yapma… Resulün (Salat ve selam olsun ona) Sünnetine uy… Ahlakını düzelt… Mü’minlerle kardeş ol… Azma, kudurma, fâsık-ı mütecahir olma… Fitne fesat çıkartma… Din sömürüsü yapma… Emr-i mâruf nehy-i münker yap yazılı.
Paraya, lükse, israfa, bin türlü beyinsizliğe bağımlı olan bir İslam toplumu iflah olmaz, necat bulmaz.
Münadiler bizi uyarıyor, duymuyoruz.
Ayağımızın altındaki zemin, başımızın üzerinde âsüman bizi uyarıyor.
Kur’an bizi uyarıyor… Resulullah bizi uyarıyor… Rabbanî râsih ulema fukaha bizi uyarıyor… Kamil mürşidler, gerçek şeyhler bizi uyarıyor…
Münadiler bizi uyarıyor.
Niçin kendimizi ıslah etmiyoruz?
Niçin bize uzatılmış kurtuluş ipine sarılmıyoruz?
 


**Muhatabı zehir zemberek konuşmaya başlayınca o da davul dümbelek cevap vermiş…
**Taytlı Düttürü Leyla başına bir echarpe sarmış, şeytanî tesettüre bürünmüş…
**Otobüse yetişmek için yel yeperek yelken kürek koşuyor, bir yandan da cep telefonu ile konuşuyormuş. Dikkatsizlik yüzünden direğe çarpmış, yere düşmüş, ayağı incinmiş, telefon kırılmış, otobüsü kaçırmış ve çok ağlamış, sümüğü akmış.…
**Deliler gibi hapur hupur yerken midesine hava girmiş, şişkinlik olmuş, garç diye geğirerek havayı çıkartmış, etrafındakiler iğrenmiş, o ise hafifleyip düzelmiş…
**Sabah evden işe iki saatte otomobiliyle tek başına gidiyor, akşam da yine tek başına iki saatte dönüyormuş. Toplu taşıma vasıtalarını kullansana demişler. Öfkelenmiş, ben insan değil miyim demiş. Bu adam insan mı değil mi?
**Lüks mekanda, lüks dekorasyon içinde, lüks kahvaltı adam başına 65 liraymış. Altı kişi gitmişler. Hesap 390 lira tutmuş. Bahşiş 30 lira, otomobil valesine verilenle birlikte yekun 400 lirayı aşmış. Masraflı bir kahvaltı ama onlar çok mutlu olmuşlar. Mutlu olmuşlar, biraz da kutlu olsalardı ne iyi olurdu…
**Birinci çayını içerken segah makamından musiki dinlemiş, ikinci bardakta ferahfeza. Güneyde savaş başlamasına ramak var. Onun umurunda mı?..
**Felaketler birbirini kovalıyor. Salonundaki lüks bonsai kurumuş, on dört yaşındaki oğlu bonzaiye bağımlı olmuş, kızı malum ameliyatı geçirmiş, Jaguar otomobili çizilmiş, Jozefin lokantasındaki mumlu yemeğe trafik yüzünden yetişememiş… Uğursuzluklar kumkuması…
**Laik gazetedeki astrolojik fal, çok dikkatli olması konusunda uyarıyormuş. Başına bir iş gelebilirmiş. Bu yüzden biraz tedirginmiş…
**Diyarbakır’da isyan çıkmış, teröristler müzeleri tahrip edip yağmalamış, kütüphaneler talan edilmiş, bazı dükkanlar da yağmalanmış, insanlar ölmüş, araçlar yakılmış, bombalar Molotof kokteylleri atılmış, korkunç bir anarşi ve kaos olmuş… Birilerinin umurunda mı?










Suriyede Esede Karşı bir Yığın Grup Varmış


Suriyede Esed rejimine karşı yetmişe yakın muhalif grup çarpışıyormuş. Yekun olarak 120 bin kişi imişler ama Esed’i deviremiyorlar. Parçalanmışlığın, bölünmüşlüğün, tefrikanın, Ümmetsizliğin sonu budur işte.
İki yüz bin kişi öldü, dört-beş milyon halk yurt dışına göç etti, şehirler yıkıldı, ekonomi çöktü… Esed rejimi yıkılmıyor, yıkılamıyor…
Evde yapılan hesaplar çarşıya uymadı.
Ankarada yapılan hesaplar Suriyede tutmadı.
Esed ayakta…
Muhalifleri param parça, bölük pörçük, darma dağınık…
Suriye yangın yeri gibi.
Muhalifler birleşmiyor.
Muhalifler birleşmemek konusunda tam bir ittifak içinde.
Türkiye Esed gidecek diyor, İran Esed kalacak diyor.
Esed’i devirmek için milyarlarca dolar harcandı, yine devrilmedi.
Esedin dostları ve yardımcıları birlik halinde; Esed’in düşmanları ve muhalifleri ayrı ayrı.
Sivil halk ölüyor, göç ediyor, ülke yangın yerine dönmüş. Şuraya buraya sığınanların çoğu perişan vaziyette, kış geliyor bizdeki mültecilerin hali ne olacak?.. Esed’in muhalifleri birleşmiyor…
Bari dindar gruplar birleşseler ama onlar da birleşmiyor.
Keşke Osmanlı devleti ve hilafeti yıkılmasaydı.
Keşke Ümmet birliği çökmeseydi.
Keşke Ümmetin başında bir İmam bulunsaydı.
Ah keşke Suriyede barış, güven, huzur olsa da Haleb-i şahbaya, Şam-ı şerife gidip gezsem, tatil yapsam.
Gidemem ki… Müslümanlar param parça…
Müslümanlar ölseler de, yenilseler de, yere serilseler de, zillete duçar olsalar da, Suriye yıkılsa da, milyonlarca halk perişan olsa da asla birleşmezler.
Suriye Mücahidler hizbi… Suriye Ahrar hizbi… Seyfül İslam hizbi… Ensarül İslam hizbi… Şebabül Müslimîn hizbi… Selefiler hizbi… Onlarca hizip, fırka, grup, parça… Yahu bunca parça birleşip niçin bütün olmaz ki…
Türkiye Müslümanları, Türkiye Müslümanları!.. Suriyeden ibret ve ders alıyor musunuz?
Türkiye şucuları… Türkiye bucuları… Türkiye ocuları… Falanca Müslümanlar… Filanca Müslümanlar… Feşmekan Müslümanlar… Maneviyat semalarında kuşlar gibi uçanlar… Zemine inin, ayaklarınız yere bassın…
Ah Ümmet birliği… Ah Hilafet… Ah ittihad, uhuvvet, vifak, tesanüd!..
Biz bugünkü tefrikayla nasıl adam olacağız?






 

Kim gelip girse bu gün Sâminî gülzârina
Bir kademde vâsil olur her kisi dildârina

Bir nefesde mürde dil bulur hayât-i câvidân
Sâminî enfâs-i kudsîden erer hem yârina

Âlem-i mânâda sâh olmak dilersen tâlibâ
Gel bugün ver varligin Sâminî'nin vârina

Hem gönül âyinesin derd-i sivâdan pâk kil
Er huzûr-i hazrete yanma bu furkat nârina

Âlem-i kudse erismek ister isen Bedriyâ
Sidk ile gel bende ol gir Sâminî bâzârina.

İmam Efendi Hz.

 
 

 

 


Anket

Şu an bu bloğun içeriği yok.

GÜNÜN AYETİ



Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri kendilerinden evvel yıkıma uğratmış olmamız, hala onları doğru yola iletip yöneltmedi mi? Elbette, bunda ayetler vardır; yine de işitmiyorlar mı?

Secde Suresi / 26. Ayet



Ey Benim iman eden kullarım ! Benim arzım geniştir, o halde Bana ibadet edin, her nefis ölümü tadacak, sonra döndürülüp bize getirileceksiniz ve iman edip salih ameller yapmış olanlar, elbette onları cennetin altlarından ırmaklar akan yüksek köşlerine yerleştireceğiz, o halde ki oarda ebedi olarak kalacaklar ! ne güzeldir mükâfatı o iş görenlerin.

ANKEBUT SURESİ AYET 56_57_58

GÜNÜN HADİSİ




Medine'de birgün Efendimiz (s.a.v) bir grup sahabi ile birlikte otururken karşıdan, yamalı elbisesiyle Mus'ab b. Umeyr (r.a) göründü. Efendimiz (s.a.v) onun Mekke'deki gösterişli halini hatırlayıp ağladı ve sonra şöyle buyurdu: Gün gelip sabah bir elbise, akşam bir elbise giyseniz, evlerinizi Ka'be'yi süslediğiniz gibi süsleseniz, haliniz nice olur?" yanında bulunan sahabîler, "O gün, dediler, biz bugünümüzden çok daha iyi oluruz. Çünkü hayat külfetimiz karşılanmış olacak, biz de ibâdete daha çok vakit ayıracağız."

"Hayır! buyurdu, bilakis siz bugün o günden daha iyisinizdir." (Tirmizî, "Kıyamet", 36)





 Resulullah (s.a.a): “Evet, Allah’a andolsun ki, bunlar olacaktır. Ya Selman! O zaman ümmetimin zenginleri gezi, orta hallileri ticaret, fakirleri ise gösteriş için hacca gidecekler. İşte o zaman bir grup insan, Kur’an’ı Allah’tan gayrisi için öğrenecekler, veled’üz-zinalar çoğalacak, Kur’an’la teğanni edilecek, dünya için birbirlerine düşman olacaklar.”


Günün Sözü


Döndüm sana Yâ Müsîeân, doğru kapînâ gelmişem:
Lütfün dilerim El'aman, doğru kapına gelmişem.

Geldim kapînâ bir garip, derd-î dil'e Sen'sin tabib,
Reddeyleme Sen Yâ Mücib, doğru kapına gelmişem.

Bir bende'yim gayet zelil, rûy'im siyah ve hem hecîl
Şah Nakşibertdimdir delîl, doğru kapînâ gelmişem.

Derd-i dii'e sensin deva, dil hastasına ver şifa,
Yarab, bihakk-i Mustafa, doğru kapına gelmişim.

Yandım ilâhî el aman, nâr-i firak'a ben yanam,
Kârımdürür ah-û figan, doğru kapına gelmişim.

Çektim siva'dan ben elî, buldum sana doğru yolu
Münkir bana desün, deli... doğru kapına gelmişim.


Çektim bu denlhu firkati, bahşet ilâhi vuslatı
Yarab, habibin hürmeti, doğru kapına gelmişem.

Bedri gedayım ben zelil, kılmış beni cürmün alil
Rahm'it bana sen ya Celil, Doğru kapına gelmişem.


Hafız Osman Bedrettin

 

Tüm Hakları Saklıdır © 2007 - Bu Sitenin Tüm Sorumluluğu Aydın ŞİMŞEK\'e aittir.